Paris Moda Haftası’nda sunulan 2027 ilkbahar-yaz koleksiyonlarında yılan biçimli topuklar, metal zincirler, taşlar ve fermuarlarla süslenen ayakkabılar öne çıktı. Saint Laurent, Chanel ve Givenchy gibi markaların tasarımları, lüks sektöründe müşteriyi daha sınırlı bir alışverişle elde tutma arayışını da gündeme taşıdı.
Bernstein lüks tüketim analisti Luca Solca, Vogue’a yaptığı değerlendirmede, dünya genelinde bütçesi sıkışan orta sınıf müşterilerin lüks tüketimle bağlarını daha düşük fiyatlı kategoriler üzerinden sürdürmeye çalıştığını belirtiyor. Solca’ya göre ayakkabıların ortalama fiyatı çantaların yaklaşık üçte biri düzeyinde. Haberde, fiyatları 5 bin doları aşan çantalar karşısında, çoğunlukla 2 bin doların altında kalan tasarım ayakkabıların ilgi gördüğü aktarılıyor.
Yeni sezonun belirgin tasarım özelliklerini taşıyan bir ayakkabı, mevcut kıyafetlerle birlikte kullanılabiliyor. Bu da bütün bir gardırobu yenilemenin maliyetine karşılık, tek bir ürünle yeni sezona katılma imkanı sunuyor. Markalar açısından ayakkabılar, koleksiyonun kolayca tanınan ve dikkat çeken parçaları haline geliyor.
Saint Laurent’ın koleksiyonunda Anthony Vaccarello ile ayakkabı tasarımcısı Corrado de Biase’nin hazırladığı altın renkli modeller dikkat çekti. Yılan biçiminde kıvrılan topuklar, ayağı saran metal zincirler ve iri taşlar, koleksiyonun altın temasını ayakkabılara taşıdı.
Saint Laurent SS 2027
Chanel’de Matthieu Blazy’nin tasarımları arasında burun kısmı mineli düğmeler ve incilerle süslenmiş, açık nane yeşili, kalın topuklu bir model yer aldı.
Chanel SS 2027
Givenchy’de Sarah Burton, kıyafetlerdeki fermuar ayrıntısını ayakkabılarda da kullandı. Açık fermuarlarla tamamlanan modeller, kanca biçiminde kıvrılan topuklarıyla öne çıktı.
Givenchy SS 2027
Ekonomik koşullarla ayakkabı tasarımları arasındaki ilişki, moda tarihinde daha önce de görüldü. Büyük Buhran, savaş öncesi yaptırımlar ve savaş yıllarındaki malzeme kısıtlamaları, ayakkabıların üretiminden topuk yüksekliğine kadar birçok ayrıntıyı etkiledi.
Salvatore Ferragamo’nun ABD ile güçlü ticari bağları bulunan işi, 1929’daki borsa çöküşünden ağır darbe aldı. Ferragamo, Ağustos 1933’te Floransa’da iflas başvurusunda bulundu. İlerleyen yıllarda İtalya’nın Etiyopya’ya saldırmasının ardından uygulanan yaptırımlar ve Mussolini yönetiminin ekonomik politikaları, üretimde kullanılan malzemelere erişimi zorlaştırdı. Kaliteli çeliğin silah üretimine ayrılması da ayakkabıcılığı etkiledi.
Salvatore Ferragamo
Ferragamo, bu koşullarda mantar dolgu topuğu geliştirdi ve 1937’de patentledi. Kenevir, keçe ve balık derisi gibi malzemeleri de tasarımlarında kullandı. Bugün yazlık ayakkabılarla özdeşleşen mantar dolgu topuğun bu önemli örneği, İkinci Dünya Savaşı başlamadan önceki kıtlık ve yaptırım ortamında ortaya çıktı.
Savaş yıllarında tasarruf düzenlemeleri topuk yüksekliğini de sınırladı. İngiltere’de Imperial War Museums’un savaş dönemi giyimini ele alan sergi belgelerinde, topukları iki inçle, yaklaşık beş santimetreyle sınırlayan düzenlemelere yer veriliyor.

Ekonomik daralmalarla yüksek topuklar arasındaki ilişki, IBM’in 2011’de açıkladığı bir sosyal medya analiziyle yeniden tartışmaya açıldı. ‘Topuk endeksi’ olarak anılan yaklaşım, insanların ekonomik sıkıntı dönemlerinde gösterişli modaya bir kaçış alanı olarak yönelebildiği görüşüne dayanıyordu.
IBM uzmanı Trevor Davis, Büyük Buhran dönemindeki yüksek topuk ve platformları, ayrıca 1970’lerin petrol krizi sırasında yeniden yaygınlaşan platform ayakkabıları örnek gösterdi. Ancak aynı çalışma, yüksek topuklarla ilgili çevrimiçi konuşmaların 2009 sonunda zirve yaptıktan sonra gerilediğini de ortaya koydu. Davis, ekonomik sıkıntının uzamasının günlük hayatta gösterişi azaltma isteği yaratabileceğini belirtti. Çalışma, doğrudan satışları ya da satın alınan ayakkabıların yüksekliğini değil, çevrimiçi moda tartışmalarını inceliyordu.
2027 koleksiyonlarında ayakkabılara verilen ağırlık da tasarım tercihleriyle ticari beklentilerin birlikte değerlendirilmesine yol açıyor. Dikkat çekici modeller, yeni sezonun görünümünü tek bir üründe topluyor. Lüks markalar, alışverişini sınırlayan müşterilere koleksiyonla bağ kurabilecekleri daha küçük bir harcama alanı sunuyor.
*Resesyon; ekonomide faaliyetlerin belirgin biçimde yavaşladığı ve daraldığı dönemdir. Üretim, tüketim ve yatırımlar geriler; işsizlik artabilir. Yaygın ölçüt, ekonominin iki çeyrek üst üste küçülmesidir.